Kivi Maskesi

Ocak 1, 2010 – 9:55 pm | by Kaygusuz

Kivi-MaskesiKivi, derimizdkei bakterileri öldürüyor,ölü deri tabasını temizliyor ve cildimizi canlandırıyor. Kış aylarının ekşi meyvesi kivi cilt bakımında oldukça etkili. Kivi içinde bulunana vitaminler sayesinde cilt üzerindeki ölü deriyi temizliyor,cildi canlandırıyor. Vitaminler besler C vitamini bakımından en zengin meyvelerden biri kividir. C Vitamini ise kolajenin en iyi besinlerinden biridir. Ayrıca kivi, bir miktar B vitamini ve zengin minerallerle doludur. Örneğin kalsiyum, magnezyum ve fosfor gibi. Tümü de cildimize yararlıdır. Maskenizi kendiniz hazırlayın… Dilimlenmiş kivi halkaları Fazla olgunlaşmamış bir kivinin kabuklarını bir zar gibi soyun, sonra keskin bir bıçakla, mümkün olduğu kadar ince dilimlere ayırın. Ardından rahatça uzanıp, hatta bir de müzik eşliğinde bu halkaları yüzünüze yerleştirin. Cilt tipinize bağlı olarak 5-15 dakika kadar bu şekilde dinlenin. Kivi suyu ile kompres Kiviyi önce presle veya blender ile sıvı hale getirin. Sonra steril bir sargı bezini hazırladığınız kivi suyuna batırarak, yüzünüze kompres yapın. Bu işlemi 10 dakika kadar sürdürebilirsiniz. Kivi suyu + kil Kivi suyuna bir miktar kil ilave edip, temiz ve küçük bir tahta kaşıkla krem kıvamına getirin. Bu karışımı maske şeklinde yüzünüze sürün. Sırt üstü uzanıp veya koltuğa yaslanıp 10 dakika dinlenin.
Devamını Okumak İçin Tıklayın »

Tags: , , , , ,

Gebelik Belirtileri Nelerdir?

Aralık 29, 2009 – 10:45 pm | by Kaygusuz

İşte soru : “Acaba hamilemiyim?”

Soruyu kendine soran bayanlar her zaman şu cevabı alır; harekete geçmeli!

Sorunun cevabını nasıl alacaksınız?

Bazı belirti ve bulgular size bu sorunun cevabının “evet” olma ihtimalinin yüksek olduÄŸunu gösterir. Bunlar:

Beklenen adetin başlamaması

Görülen adetin niteliklerinin normalden farklı olması (miktarın, adet görme zamanının, beraberinde oluşan belirtilerin, öncesinde oluşan belirtilerin farklı olması)

Memelerde dolgunluk, hassasiyet, memeucunda koyulaşma, memebaşında karıncalanma hissi

Karnın alt kısmında dolgunluk, şişkinlik ve bazen hassasiyet

Bulantı ve bazen kusma

Yorgunluk, uykuya eğilim, başdönmesi

Sık idrara çıkma

Vajina salgılarının artması

Bu belirtiler muhtemel bir gebeliğin habercisidir. Kesin bir gebelik varlığını göstermezler, zira başka durumlara bağlı da ortaya çıkabilirler. Kesin tanı için gebelik testi yapılmalı ve ultrasonda gebelik gözlenmelidir.

Kesin cevabı nasıl alacaksınız?

GEBELİK TESTLERİ

Gebelik rahimde (dış gebelik durumunda tüplerde ya da karın boşluğu gibi bir yerde) yerleştiği andan itibaren trofoblast hücreleri tarafından HCG (Human chorionic gonadotropin) adı verilen bir hormon salgılanmaya başlanır. Normalde kanda ve idrarda eser miktarda bulunan bu hormonun arttığının çeşitli testlerle gösterilmesi (HCG salgılayan tümörlerin olduğu çok ender durumlar hariç) vücutta bir gebelik olduğunun kesin kanıtıdır.

Kandaki ve idrardaki HCG seviyesinin bu hormona yapısal olarak çok benzeyen luteinizan hormon (LH) adlı yumurtlamadan sorumlu hormon ile karışmasını önlemek için HCG hormonunun beta fraksiyonu yani ß-HCG ölçümü yapılır.

İdrar testleri:

Kanda ß-HCG belli bir eÅŸik seviyesine ulaÅŸtığında idrara çıkmaya baÅŸlar ve gebeliÄŸin ilerlemesiyle idrardaki seviye artar. İdrarla yapılan gebelik testlerinin esası bu ß-HCG’nin varlığının ya da yokluÄŸunun saptanmasına dayanır. ÇeÅŸitli testlerin hassasiyeti arasındaki farklılıklar idrardaki seviyeyi tanıyıp tanıyamamalarına baÄŸlıdır.

Eczanelerde ya da evlerde hazır test kitleri yardımıyla uygulanan idrarda gebelik testlerinin güvenilirliÄŸi üretici firma tarafından her ne kadar %99 olarak belirtilse de yapılan çalışmalar özellikle adet gecikmesinin 10 günden daha az olduÄŸu durumlarda hata oranının %50′lerde olabileceÄŸini göstermektedir (”Hata” genellikle testin hassasiyetinin düşük olması nedeniyle varolan bir gebeliÄŸi saptayamaması ÅŸeklinde olmaktadır. Ancak tam tersi de mümkündür).

Laboratuvarda uygulanan idrarda gebelik testleri ise adet gecikmesinin beşinci gününden itibaren güvenilir sonuç verebilmektedir. Bu testler daha düşük hormon seviyelerini tanıyabilen ve bu yüzden de hazır test kitlerine göre daha hassas olan testlerdir.

Kan testi (beta HCG):

İdrar testleri ß-HCG’nin varlığını ya da yokluÄŸunu saptayabilirken kan testleri ß-HCG’nin kandaki seviyesini saptarlar. Böylece hormon salgısının baÅŸladığı en erken dönemlerde, henüz adet gecikmesi bile olmadan kanda ß-HCG seviyesi saptanarak gebeliÄŸin tanısı konabilir, ya da gebelik oluÅŸmadığı yönünde kesin karar verilebilir.

ULTRASONLA GEBELİK TANISI

Adet gecikmesi bir haftayı geçtiğinde gebelik testi yapılmaksızın vajinal ultrasonla gebelik tanısı konabilir. Abdominal (karından bakılan) ultrasonla ise adet gecikmesi en az 10 gün olmalıdır.

Tags: , , , ,

Soğuk Algınlığı

Aralık 27, 2009 – 10:49 pm | by Kaygusuz

burunakıntı Son bahar mevsiminin gelemsiyle yaşadığımız günlerin daha da kısalmasıyla havalar soğuyor ve  mikroplar yayılmaya başlıyor.Bu dönemdeki ısı değişiklikleri vücut dengesini de bozarak bir anda yatağa düşürebilir.

Son baharın başlangıcında vücudun dengelerini bozan ısı değişimlerinin yol açtığı en sık hastalık ise soğuk aldınlığıdır. Genel olarak üşütme ya da nezle adıyla ifade dilir. Soğuk algınlığının nedeni de bir çeşit mikrop olan virüslerdir. Virüs alan kişiler hapşırma ve öksürmeyle mikrobu havaya karıştırarak yayarlar ve sonucunda sağlıklı kişilerin havayı soluması ya da gözlerden alınan mikrop ile hastalık gelişir.

Oysa ki kış aylarında karşılaşılan soğuk algınlığı genelde daha hafif atlatılır hatta kendiliğinden geçer. Buna rağmen tüm dünyada en sık karşılaşılan ve iş gücü kaybına sebep olan hastalıklar kategorisindedir. Çocuklarda ve vücut direnci düşük kişilerde sinüzit, bronşit, orta kulak iltihabı ve zatürreeye sebep olabilir.

Çocukların soğuk algınlığına yakalanma riski daha fazla olduğundan çocuklarda daha sık görülür. Bebekler yılda dört beş kez hastalanırken, büyüdükçe bağışıklık sistemleri geliştiğinden hastalanma sıklıkları azalır. Buna rağmen erkek çocuklar kız çocuklara nazaran daha hassastırlar.

Yaşama alanları dar olanlarda ya da kalabalık ailelerde bulaşma daha kolay olduğundan nezle riski artmaktadır. Üstelik sigara kullanımı olan kişilerde solunum yolu hastalıklarına ve soğuk algınlığına yakalanma oranı daha fazladır. Vitamin eksiklikleri özellikle A vitamini eksikliği olanlar daha fazla risk altındadır.

Soğuk algınlığından korunmada ilk şart bol temiz hava ve hijyen çok önemlidir. Eller sık sık bol suyla yıkanmalı ve burun, göz gibi organların elle temasından kaçınılmalıdır. Hasta kişilerin eşyalarına dokunulmamalı ve bulunduğu ortamlar sürekli havalandırılmalıdır. Bu kolay bulaşan hastalığın kesin bir tedavisi yoktur. Hatta bilinen yaygın bir söz de; tedavi edilirse yedi günde, edilmezse bir haftada geçtiğidir.

En önemli tedavisi kesin olarak istirahattir. Burada amaç soğuk algınlığının belirtilerinin hafifletilerek giderilmesi ve hastanın rahatlatılmasıdır. İlaç kullanımında da dikkatli olmalıdır, antibiyotikler ise gereksizdir, üstelik kesin olarak zarar verdiği de biliniyor. Burunda oluşacak tıkanıklıklar için en iyi uygulama, yan etkisi olmayan serum fizyolojik kullanımıdır. Bu tuzlu suyun buruna damlatılması ve hasta odasındaki havanın nemli olmasının sağlanmasıdır. Çok gerekli durumlarda burun damlaları kullanılabilir ancak üç ya da beş gün süreden daha fazla kullanılmamalıdır.

Tags: , ,